Bununla ilişkili olarak, öznelerin toplumsal hikâyelerle kurdukları ilişkinin anlaşılmasına ya da bu hikâyelerin toplumsal hafızadaki izlerinin sürülmesine yardımcı olacak şekilde psikanalitik literatürün içinden çıkan sorular da çözümlememize eşlik edecek: Vesikalı Yarim, toplumsal hafızamıza kazınan öyküsüyle öznelerin deneyimlerini nasıl çakıştırmaktadır? Öznel deneyimler Vesikalı Yarim geri çağrılarak nasıl anlamlandırılmaktadır? Vesikalı Yarim'in toplumsal hafızamızda bu denli yer etmesi, onun çağrıştırdığı bir dizi başka kültürel metnin varlığıyla da ilişkilidir. Bir diğer deyişle film, "Vesikalı Yarim"e ilişkin toplumsal bir repertuara bağlıdır; "kült film" olmasının nedenlerinden biri de filmin, toplumsal repertuardan geri çağırdığı bu metinlerle girdiği sıkı ilişkide ve bu metinlerde tekrar eden motiflerde —bıçak yarası, tabaka, imkânsızlık ve bütün bunları kuşatan vesikalı yar— aranabilir. Küllük dergisinin ilk ve tek sayısında Şiirle ilgili bir başka hikâye de Mehmed Kemal tarafından anlatılır. Hikâyede ilginç olan, Veli'nin kitabına isim olarak "Tahattur"u düşünmesi, fakat sonra bunu acayip, tuhaf anlamına gelen garip ile değiştirmesidir. Bu yer değiştirme ilginçtir ve yukarıda söylendiği gibi bizim çözümlememizin de temelini oluşturmuştur. Bir motif olarak vesikalı yar'in farklı anlatı türlerini harekete geçiren Şey olması ve toplumsal hafızamızda bu denli yer etmesi de belki bu yer değiştirmede aranabilir. Hikâye şöyledir:. Bilir misin? Orhan Veli'nin Garip kitabının ismini ben koydum. Bir gün Nisuaz'da oturuyordum. Orhan geldi, bir şiir kitabı çıkaracağını söyledi. Bir türlü kitabına bir ad bulamıyordu. Koymak istediği ad "Tahattur"du. Bilirsin Orhan Veli'nin "Alnımdaki bıçak yarası senin yüzünden Tabakam senin yadigârın Seni nasıl unuturum ben Vesikalı yarim Onun adı Tahattur'dur. Kitabına bunu vermek istiyordu. Bana Manav Halil Seks Hikaye, ne dersin diye Ben de bu adın çok eskimiş olduğunu, daha yeni ve ilgi çekici bir ad bulmasını söyledim. Bu yeni adın ne olabileceğini sordu. Ben de senin şiirlerin yadırganıyor, acayip, garip bulunuyor, öyle bir ad vermelisin, dedim. Öyleyse bir ad bul, dedi. Yaban, acayip, garip 4 derken Garip sözü üzerinde durduk. Orhan Veli'nin kitabının adı ortaya çıkmıştı. Garip, sadece şaşırtıcı, acayip anlamına gelmiyor, gurbette kalmışa da yakışıyordu. Zaten o dönemde Orhan Veli ve arkadaşları da kural dışı, biraz gurbette kalmış gibiydiler aktaran Özsoy, Burhan Arpad ise bu şiirden yola çıkarak bir roman yazar. Romanın adı Alnımdaki Bıçak Yarası'dır. İlk önce Cumhuriyet gazetesinde tefrika olarak basılır, daha sonra, Nisan 'de Set Kitabevi tarafından yayımlanır. Romanda vesikalı bir kadınla bir kahve çırağı arasındaki aşk anlatılır. Bu roman aynı adla Şahin Gök tarafından sinemaya uyarlanır.
yıllar sonra karımın beni aldatması 1-2
Cok Tuhaf Cok Tanidik | PDF Evli ve mazbut bir adam olan manav Halil, (İzzet Günay) bir akşam arkadaşlarıyla eğlenmek için Beyoğlu'nda Çağlayan Saz'a gider. Daha ilk. Böyle ce, ölçek ve oyuncunun yüzündeki ifade, farklı iki zamanın ve me kânın birbirine bağlanmasını. Sabiha, manav dükkânındaki Halil'i uzaktan izlemektedir. vesikalı yarim-film – bilal ersoyDudaklarına filtresiz bir sigara yerleştirdi. Halbuki sistem eleştirisinde çok sağlam bir filmi daha var. Galip çakmağıyla sigarayı yakınca, kadının başının çevresinde inanılmaz yoğunlukta bir duman oluştu. Özgül, Çev. Koyabiliyorsa bunlar nelerdir? Müdürü olduğu otelden giden bir müşteriye aşık olur ve bir daha geleceğini söyleyen müşterisini bir hafta boyunca soluksuz bekler.
Uploaded by
Halil babasının kendisine kurduğu hayatı yaşar. Babasının manav dükkânında müşteri bekler. Halil ile pavyonda çalışan Zehra'nın aşk öyküsü İkisi birbirini sever, ama Halil'in çevresi bu ilişkiyi onaylamaz; öte yandan Zehra'nın belalısı da. Utangaçtır, kadın müşterilerin yüzüne bakamaz. Sabiha, manav dükkânındaki Halil'i uzaktan izlemektedir. Böyle ce, ölçek ve oyuncunun yüzündeki ifade, farklı iki zamanın ve me kânın birbirine bağlanmasını. Daha ilk. Evli ve mazbut bir adam olan manav Halil, (İzzet Günay) bir akşam arkadaşlarıyla eğlenmek için Beyoğlu'nda Çağlayan Saz'a gider.Bu uzaklık görsel düzeyde de korunur. Ne zaman bir limana girsek böyle olursun. İki fantazi çerçevesini bir arada bünyesinde taşıyan bir kadının var ol duğu inancıyla başlayan film, bunun imkânsızlığıyla biter. Ka panma ise ya evlilikle ya da ayrılıkla gerçekleşir. Scognamillo, G. Bu çevrinmeyle Sabiha'nın dede ve torunlar arasındaki konuşmayı duyduğunu anlarız; Halil'in evli olduğuna dair kuşkulan doğrulanır. Politik sinema deyince akla gelen filmlerden biri olarak epey süre de gösterimi yasaklanmıştır. Wood, Jr. Diğer yandan, kimi za man sadece melodisiyle kimi zaman ise sözleriyle birlikte filmi doldurarak eşlik ettiği görüntülere duygusunu veren şarkı "Kalbi mi Kıra Kıra' dır: Tanıştıkları gecenin sabahında Sabiha'nın kapısı nın önünde, Sabiha'yla Halil ilk kez el ele tutuştuklarında, Sabi- ha'nın Halil'in evli olduğunu öğrenmesinin ardından sokaklarda yürüdüğü sahnede hep bu şarkı vardır. İkinci bölümdeyse Nilgün Abisel, Semire Ruken Öztürk ve Nejat Ulusay, filmin biçimsel özelliklerini, Akad gerçekçiliğini, filmin görüntüye, kurguya ve sese dayalı sinematografisini ayrıntılı bir biçimde çözümlediler. Diğer üç karşıtlık birbirinin içme'geçtikçe'; ikilikler üst üste düştükçe ve birbirine yaklaştıkça,Jwb3 ve oğul arasındaki mesafe açılır. Monreo ile T. Akad'ın belirli teknik öğeleri sürekli kullanması ya da bazıla rını kullanmaktan ısrarla kaçınması -zoom gibi-, mizanseni kişile rin birbirleri ve çevreleriyle ilişkilerini anlatmak üzere düzenleye rek karakterlerini toplumsal bir bağlam içine yerleştirmesi, sahne leri kurarken duruşlara, hareketlere ve bakışlara önem vererek sö zü öne çıkarmadan duygusal atmosferi yaratması, kurguyu devam lılık esasına dayandırarak anlatımda yalınlığı sağlaması, onun bu tarzını belirginleştirir. Fantaziden gerçekliğe geçişin, perspektif değişiminin ortaya çıktığı cümledir. Kendisine "İzzet Bey" diyen memur kılıklı bir adama parayı verdi. Dolayısıyla bir engel gibi görünen aile, as lında karakter için bir imkânsızlık olan arzu ile baş edilecek çerçe veyi sunar. Sabiha'nın evinde kaldığı ilk gece, onu makyajsız gördüğü andaki şaşkınlık dolu sözleri, Halil'in, Sa- biha'nın makyajlı, kokulu, esanslı haline duyduğu hayranlığını ve büyülenmişliğini ifade eder; Halil, o gece Sabiha'nın boyalarını sil diğini, kokusunun gittiğini fark edince hayretini gizleyemez. Dolayısıyla bu konuşmanın bu çalışmada yer alması gerektiğini düşündük. Sinemamızın ilk kült filmi olduğu söylenebilir. Bu sahne iki nedenle, anlatıyı oluşturan neden-sonuç zincirindeki kopuk halka olarak yorumlana. Halil: Neden? Ancak istediğini bir türlü öğrenemez. Yorumlar ve Emojiler Aşağıda. Gerçekçiliğin si nemadaki işleyişine ilişkin olarak söz edilmesi gereken bir başka nokta, anlatıyla görüntünün eklemlenmesi ve film metninin yazar sız bir metin olarak düşünülmesidir. Işığın değişmesi, renklerin parlaklığını yitirmesi ve benzeri dışsal etkiler insan olarak sanatçıyı etkilemesine rağmen sanatını etkilemez. Sokak ortasında hele. Artık fantazi nin başladığı o anda Sabiha'nın görüntüsünün Halil'in bakışını dol durması durumunun tam tersine şimdi artık aralarında bir mesafe vardır; Halil bu sözleri Müjgan'a söylerken baktığı yerdeki Sabiha tüm çerçeveyi doldurmaz; sazın bir parçasından ibarettir. Bu sahne, hem şarkının sözleriyle hem de şarkının kesintiye uğradığı andaki sessizlik ve bu sessizliğin yerine geçen Sabiha'nın büyülü imgesiy le filmin çağırdığı halet-i ruhiyeyi özetler. Tabii bize göre Al bun lardan birer dirhem, at bir kazana? Bir diğer deyişle melodram, olmayan, imkânsız bir zemin üzerinde oynar; bir yandan bu boş zemini doldurmayı vaat eder, di- ğer yandan da bu vaat her zaman ertelenir.